h1

AB ve MÜSLÜMAN DURUŞ

Şubat 17, 2007

Yazar: Mehmet BAYRAKDAR

Müslüman, mü’min ise, onun için “Her şeyin ölçüsü Allah’tır.” Yani Kur’an ve Sünnet’tir. Kur’an bir “Kitâb-ı Mübîn”dir; yani daveti açık-seçik, sırdan ve gizemden uzak, makûl, hakikattir. Sünnet, vahyin hayata aktarılma örnekleri ve yaşantıda uygulanmasıdır. Kısaca demek istediğimiz müslüman duruşu, Kur’an’ı esas alan ve Hz.Peygamber’in duruşunu miras alan duruş olmalıdır. Bu duruşun düsturu: İnandığı gibi yaşamak olmalıdır; zira bazen hadîs olarak da zikredilen bir kelâm-ı kibar da: “İnandığınız gibi yaşamazsanız; yaşadığınız gibi inanırsınız.” denmektedir.

İster AB karşısında, isterse herhangi bir başka konu ve durumda müslüman her zaman kendi duruşuna sahip olmalıdır, muhatabının duruşunu da iyi bilmelidir. Duruş, zihniyetle ve davranışla kâim olduğundan ilişki içerisinde bulunduğunuz veya olacağınız ortamın ve muhatabın da başta zihniyeti olmak üzere düşüncesini iyi bilmeniz gerekir.

Şüphesiz İslâm, müslümanların başkalarıyla ilişki kurmalarını yasaklamaz. Bu konuda zaten Hz.Peygamber’in hayatında bolca örnekler vardır. Ancak bugün müslümanlar öyle bir halet-i rûhiye içerisindedirler ki, ne olması gereken İslâmî kimlik, şahsiyet ve zihniyete sahiptirler, ne de gerçek anlamıyla başkasını, özellikle de üyesi olmaya çalıştığımız AB’yi.

AB, Türkiye’nin üyeliğe kabulü için her gün yeni bir taleb ve gerekçe öne sürmektedir; bunların birçoğunu biliyoruz. Bunlar, tâ 1839 Tanzimat Fermanı’yla istenen, Mondros ve Sevr antlaşmalarında da daha ağır bir biçimde tekrar edilen şartlardır. Tarih tekerrür etmektedir. İdeolojik, siyasî ve ekonomik amaçlı bu önşartların ötesinde, henüz tam olarak dile getirilmeyen ve sürülecek öyle şartlar vardır ki, doğrudan Müslüman duruş ve kimliğini, zihniyetini hedef almaktadır. Medyatik tabirle “Light İslâm” hedef alan şartlardır. En tehlikeli boyut bu boyuttur. Bu boyut iyi hesaplanmaz ise, müslümanlar İslâmî bir duruş sergileyemezler ise, “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” gibi bir şeyler olabilir.

AB ile müzakerelerde, bugüne kadarki gelişmelerde olduğu gibi, Türkiye dominat faktör olamayacağına göre teslimiyetçi zihniyetle müslüman kaderini büsbütün Batı’ya teslim edebilir; nasıl ve ne kadar müslüman olmamıza Batı müsaade edecektir. Gören göz kılavuz istemez; müslüman şimdiden AB’ye hayır demelidir; yarın çok geç olabilir.

Ne hazin ve gariptir ki, özellikle son iki yüzyıldır müslüman dünyası kendisini kendinde aramak yerine, Batı’da aramaya başlamış ve aradıkça da batmıştır. Bu batış sadece siyasî ve ekonomik olarak değil; daha da yoğun ve tehlikeli olarak psikolojik ve zihniyetseldir. Bugün müslümanların çoğunluğu batı ve batılı karşısında aşağılık kompleksine girmekle kendisini küçülterek batılıyı büyütmektedirler.

Bir tek örnek bile, AB’ye girdiğimizde yarının ne olacağını açıklamaya yeter. Zinanın suç olup, olmadığı tartışmasına bakalım. Hangi AKP.’li çıkıp da zina Kur’an’a göre suçtur; biz zinanın suç olmaktan çıkarılmasına karşıyız diyebildi? AKP.liler büyük bir seferberlikle Meclis’te zinayı suç olmaktan çıkardılar. Çünkü değer ölçüsü sahip oldukları müslüman imanı değil AB uyum yasalarıdır.

Müslümanların, müslüman olmayanlarla siyasetten ticarete her sahada ilişkisi olabilir ama bu ilişki hukukî ve diplomatik olmaktan öteye geçemez; özsel olamaz. Fakat bugün müslümanlar özünü boşaltıp başkasının özlerini ödünç almaya çalışmaktadır. Yanlış olan tutumumuz budur. Müslüman duruş için özsel müslüman olabilmektir ve bunu muhafaza edebilmektir. Müslüman duruşun reçetesi, yapay ve plastik müslüman olmaktan kurtulmaktır.

Nasıl Kurtulacağız?

İslâmî zihniyetle. Müslüman, müslüman olduğunun anlamını her ân kendisine sorarak. Her ân Hz.Peygamber’i hatırlayarak. Her ân, Allah’ın kendisiyle manen beraber olduğuna inanarak. Böyle bir müslümana ne AB, ne de başka bir güç hükmedemez. Bir müslüman için hayat, hak ve bâtıl mücadelesidir. İslâm’dan başka hak ve hakikat olmadığına göre, İslâmî zihniyet, benlik ve kişiliğe sahip bir müslümana tekâbül eder; fakat asla değişmez. Değişmek, Sırat-ı Müstakim’den sapmaktır.

Müslüman, yukarıda da işaret ettiğimiz gibi sadece AB ile değil başka kişi veya ülkelerle ilişki kurabilir, diyalog yapabilir. Fakat muhatab aldığı kim olursa olsun, ne olursa olsun, müslüman onlar karşısında asla değişemez. Müslüman değişmek için değil, değiştirmek için vardır: Emri bi’l-ma‘rûf ve nehyi an’il-münker emri gereği, müslümanın toplumsal, siyasî ve hatta ideolojik sorumluluğu ve yükümlülüğü vardır. AB veya herhangi bir güç içine giren, onların yönetimini ve yönlendirmesini kabul eden bir müslümanı hangi sosyal, ahlâkî ve siyasî sorumluluk ve yükümlülüğünü yerine getirebilecektir?

Kaldı ki, bugün müslümanların çoğu sadece İslâm fukarası değil aynı zamanda ve hatta daha da fazla zihin ve akıl fukarasıdırlar; maalesef. İlişki kuralım, diyalog yapalım, çünkü İbrahimî dinlere sahibiz deniyor. Nereden çıktı İbrahimî dinler? Yahudiler ve hıristiyanlar söylüyor. Biz de tutturmuşuz İbrahimî dinler diye. Kur’an’da ve Sünnet’te İbrahimî dinler diye bir şey yoktur. Kur’an’da: İbrahim, ne yahudi ne hıristiyan; o hanîf ve müslümandı, denmiyor mu? Hiç Hz.İbrahim’in, Hz.Muhammed’in dini olur mu? Din, Allah’ındır; bu gerçek din, İslâm’dır.

İşte müslümanlar, zihniyet ve İslâm fukaralıklarından, eğer kötü niyet yoksa, başkalarının önlerine attıkları yeme kanıp sadece kendilerini değil, müslümanları da Sırat-ı Müstakim’den saptırıp, küreselleştirmeci gücün hamalı yapmaya çalışıyorlar.

AB’yi, dünya hakimiyeti kurmak isteyen küreselleştirmeci güçten, gizli dünya devleti olmak isteyen güçten ayrı düşünemeyiz. Hıristiyan dünya da bu gücün pençesindedir. Şimdi amaçları İslâm’ı ve müslümanları da bu gücün esiri etmektir. Fakat oyun açık değil, AB’ye üyelik, diyalog ve benzeri tuzaklarla gizli oynanmaktadır. Müslümanların bunun artık farkında olmaları gerekir. Yarın çok geç olabilir.

AB’ye tam üye olduğumuzu, her müslümanın cebinin parayla dolup taştığını farz etsek; fakat bütün İslâmî değerlerimizin yozlaşması, hatta yok olması söz konusuysa, paranın tek başına bir müslüman için ne faydası olabilir. Hz.Peygamber ne demişler: “Fakirlik benim övüncümdür.” Elbette müslüman parasız olsun demek istemiyoruz; İslâm’ın dünya metaıyla değişimi olamaz. Bugün yürütülen AB siyaseti korkarım ki, İslâm’ın € (Euro)ya değişimi olacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: