h1

AVRUPA BİRLİĞİ KARŞISINDA İSLAMΠDURUŞ

Şubat 17, 2007

Yazar: Özcan TEKGÜL

İnsanlar hayatlarını başlangıçta referans aldıkları ölçütlere göre oluşturur. Etkileşim içerisinde yaşayan insan zamanla fikirlerini geliştirerek, farklı bulgularla, farklı bakış açıları oluşturabilir. Ama insanın fikirleri ne kadar gelişir ve olgunlaşırsa olgunlaşsın, aldığı referans sağlamsa fikirlerinde %100 lük bir değişim ve dönüşüm gözlenemez.

Avrupa Birliği karşısında İslamî bir söylemden, ya da bir netlikten söz etmek günümüz için hayli zordur. İslamî bir söylem söz konusu olmayınca da İslamî duruştan bahsetmek daha da zordur. Dün Batı karşıtı olan insanlar, bugün Batı ve Avrupa Birliği hususunda öncülük yapıyorlar. İlim adamları konuya bakış açılarının temellerinin farklılığından, AB’yi farklı bakış açılarıyla değerlendiriyorlar. Avrupa Birliğine girme telaşında olanların ise dayandıkları temeller genelde ekonomik. Avrupa kapısında herkesin kendilerini işe almayı bekledikleri gibi bir kanaatleri var. Olayın bir de haklarla ilgili cephesi var ki bu daha da vahim. Avrupa Birliğine girersek sahip olduğumuz hakların artacağı gibi kanaatleri var. Yani bir bakıma Avrupa Birliğine vaat edilmiş topraklar mantığıyla bakılıyor.

Maalesef İslam âleminin istenilen ve özlenen bir birlikteliğe sahip olamaması meselenin odak noktasını oluşturmakta. Birer tesbih tanesi gibi darmadağın duran halkı Müslüman olan devletler, sömürgeci devletlerin ağızlarını sulandırmakta ve bu devletler, her geçen gün oynadıkları çeşitli oyunlarla onları kendilerine daha bir bağımlı hale getirmektedirler. İnsanlar bir yandan yoğun bir çalışma temposunun içine itilirken, diğer yandan da lüx otomobillerde, tatil köylerinde boş ve atıl bir hayatın içerisine itilmektedirler. Aslında kapitalist sistemin vazgeçilmezi olan bu mantık, insanların çalışırken de dinlenirken de düşünmemelerini temin ediyor. Bu, Türkiye ve İslam âlemi üzerinde oynanan oyunları daha da kolay kılıyor.

İnsanların tartmadan, düşünmeden içine girmeyi planladıkları Avrupa Birliğini değerlendirmek Türkiye’de eli kalem tutan bütün aydınların temel vazifesidir. Bir şey yapılacaksa bu şahsiyetimizi zedelememelidir.

Avrupa Birliğinin 3 yönünün tek tek ele alınması lazımdır: Siyasî, iktisadî, dinî.

Avrupa Birliği siyaseten bir araya gelmiş ama pek de ortak siyasetleri olmayan bir menfaat birliğidir. Son Irak savaşı bunu açıkça göstermiştir. Birlik, kuruluş hedeflerini gerçekleştirememiş, ABD karşısında ciddi bir tutum takınamamıştır. Tersine Birlik üyelerinin önde gelen üyelerinden İngiltere ve Fransa, kendi menfaatleri doğrultusunda hareket kararları almışlar ve bu kararları alırken halklarına ve onlardan gelen tepkilere de kulak asmamışlardır. Özgürlük abidesi bu ülkelerin hala dünyanın öbür ucunda sömürgeleri bulunmakta ve bunların kaynaklarını sömürmekte bir beis görmemektedirler. Görülen ve anlaşılan odur ki bu birlik kendi içerisinde hoşgörünün sınırlarını zorlamakta ama kendi dışında bulunan üçüncü dünya ülkelerini, kendi hegomanyaları altına alabilmektedirler. Avrupa Birliği sevdasında koşan kimseler bunları bilmiyor değiller, ama dünyada son zamanlarda oluşan küresel körlük, onların da gözüne çaresizlik gözlüğü takmalarına sebep olmaktadır.

Avrupa Birliği, iktisadî açıdan kendisini geliştirmiş, halkını belirli bir refah seviyesine ulaştırmış ülkelerden oluşmakta, bizlerin ağzını sulandıran, onların canını sıkan önemli unsurlardan birisi de bu. Ama burada da ihmal edilen Avrupa’nın zenginliğinin kaynağı. Batı ülkeleri servetlerini kan ve sömürü üzerine inşa etmişlerdir. Ortadoğu petrolleri ve zengin yer altı kaynakları hep batıya akmakta, onların refah damarını beslemektedir. Güney Afrika’yı Batılı iki ailenin sömürüp bugünkü haline getirdiği unutulmamalıdır. Orta doğu haritasını masa üzerinde çizen batılı devletler değil midir? Üçüncü dünya ülkelerine nasıl yaşayacaklarını dayatan aynı ülkeler değil midir? Kendilerini ileri diğer ülkeleri geri gören ve dünyaya bir kibir abidesi olarak bakanlar aynı ülkeler değiller mi? Daha önce Türkiye’de defalarca Ortak Pazar tartışmaları yapıldı, alelacele anlaşmalar imzalandı. Ne oldu peki? Türkiye Pazar, Batı ortak. Yapılan girişimlerin aceleciliği bizlere ve nesillerimize çok şey kaybettirmektedir. Bu sebeple kırk düşünüp bir adım atılması zaruridir.

Üçüncü değerlendirmemiz gereken şey Batının dinî motifidir. Batı farklı dinî unsurları bünyesinde barındırmasına rağmen genel yapılanması ve dış dünyada görünen hüviyeti Hıristiyanlıktır. Olaya Kur’an açısından baktığınızda şunlar karşınıza çıkmaktadır[1]:

“Siz onların dinine tabi olmadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar senden asla razı olmazlar. Deki ‘doğru yol ancak Allahın yoludur.’ Sana gelen ilimden sonra eğer onların arzularına uyarsan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.[2]

Yahudiler ve Hıristiyanlar Müslümanlara ‘Yahudi ve Hıristiyan  olun ki doğru yolu bulasınız’ dediler. De ki: ‘Bilakis biz, hanif olarak yaşamış İbrahim’in dinine uyarız.'”[3]

“Ey İman Edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirlerinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanla onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.”[4]

Kur’an gerek Yahudileri gerekse Hıristiyanları onların daha önceden bildikleri ortak bir kelimeye davet etmektedir. İnsanların kurtuluşu İslam’la mümkündür. Geçici dünya geçimlikleri için insanların huzur ve mutluluğu bulmaları engellenemez. Bugün Müslümanlar dinlerinin insanları huzura ulaştıracağını unutmuş gözüküyor, huzuru ve mutluluğu bambaşka şeylerde arıyorlar. Diyalog, dünya geleceği, 3 hak din gibi umut vadeden ama insanların ahiretini hesaba katmayan düşüncelerle insanlara sözde mutluluklar sunuluyor. Bu aynı zamanda kendi pozisyonlarını düşünmesi gereken insanlar için de bir tuzaktır. Bu yaklaşımla Avrupa, yanlış bir dinin üzerinde, yanlış bir rotayla gittiğinin asla farkına varamayacaktır. Çünkü Müslümanlar kendilerine yürüdükleri yolun doğru ve birlikte yürünebilecek bir yol olduğunu ima etmektedirler.

Küresel körlük burada da kendisini göstermekte bir yandan globalleşen dünyada dinlerin bir misyonunun kalmadığı üzerinde konuşulmakta bir yandan da televizyonlarda her gün misyoner faaliyetlerden ve bunların zararlarından söz edilmektedir. Bunları yapan kimdir? Avrupa değil midir? Bir yandan bize dini hüviyetinizden soyunun derken, bir yandan kendisi dinini yayma girişiminde bulunmaktadır. Afrika’nın tüm topraklarını alıp yerine kitaplarını bırakan zihniyet, şu anda Türkiye üzerinde de son derece hızla çalışmaktadırlar. Her bir mahallede 50 civarında misyoner evlerin, kiliselerin varlığı, bugün gizlenemez bir şekilde televizyonlara konu olmaktadır.

Dini, bir misyon olarak seçen ve din konusunda etkili ve yetkili olan şahsiyetlerimiz, karşılarındaki bu vahim manzara üzerinde yoğunlaşmak yerine kendi dinlerinin zayıf ve zaaf noktalarıyla uğraşmayı bir vazife haline getirmişlerdir. “Dinime söven bari Müslüman olsa” diye bir söz vardı. Bu söz dua kabilinden kabul edildi galiba ki artık dinime Müslümanlar sövüyor.

Hep beraber onurumuzu korumak, izzet ve vakarımıza yeniden kavuşmak zorundayız. Avrupa Birliğini ne maddi, ne de manevi bir zorunluluk olarak görmemiz gerekmemektedir. Dünya devletleriyle kuracağımız tüm ilişkileri, ayaklarımızı yere sağlam basarak kurmalıyız. Kendi benliğini oluşturamamış, oluşmuş benliği ise yıkma girişiminde olan toplumlar diğer toplumlarla sağlıklı bir ilişki kuramazlar. Üzerimizde oynanan oyunların farkına biran evvel varmalı ve aklımızı başımıza almalıyız. Bütün dünyanın yöneldiği İslam Dini’nin kadir ve kıymetini bilmeliyiz. Bütün dünya gözlerini dikmiş olarak bizden bir misyon beklerken biz acziyet gösteren davranışlardan biran evvel kurtulmalıyız. Bu konuda samimiyet birinci ölçüdür ve Allah vaad etmektedir ki: “Bizim yolumuzda gayret gösterenleri, biz yollarımıza iletiriz. Allah ihsan sahipleriyle beraberdir.”


[1] Buraya kaydettiğimiz ayetler sadece birer numunedir. Konuyu dağıtmamak için birkaçı ile yetinilmiştir.

[2] Bakara: 120

[3] Bakara: 135

[4] Maide: 51

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: