h1

BATIYI SEVEN ZİYÂ PAŞA, BATICILARDAN ŞİKÂYETÇİ

Şubat 17, 2007

Yazar: Mehmet AKKUŞ 

Ziyâ Paşa, 1825’te İstanbul’da doğmuştur. Atina sefâreti, Kıbrıs mutasarrıflığı, İstanbul’da çeşitli görevler, Sûriye ve Konya vâliliklerinden bulunduktan sonra vâli  iken 1880’de Adana’da vefat etmiş ve buradaki Ulu Camii haziresine defn edilmiştir.

Önceleri 19. asrın meşhur simalarından Şinâsî, Nâmık Kemâl, Ali Süavî ve Âgâh Efendi’yle birlikte  hareket eden Ziya Paşa daha sonra bu ekipten ayrılmış, batıya yönelik ve batının algılanışına dair  eleştirilerde bulunmuştur. Onun Tercî-i Bend’inde yer alan aşağıdaki mısraları bunun en güzel ifadesidir. 

 

Sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı

Nâmûs tamâm oldu hamiyyet yeni çıktı

 

Hırsızlık çoğalıp, doğruluk sözü artık moda hâline geldik. Nâmus gibi değerler tamam oldu, bunları artık korumak gereği duyuldu.

 

Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zarâfet

Dil-dârdan ağyâra şikâyet yeni çıktı

 

 

Dostların, birbirlerini düşmanlara şikâyet etmesi artık zerâfet kabul edilir oldu. Sevgilinin, sevdiğini, düşmanlara şikayet etmesi de yeni çıktı.

 

Sâdıkları tahkîr ile red kâide oldu

Hırsızlara ıkrâm u inâyet yeni çıktı

 

Doğru söyleyenlere, dürüst davrananlara hakâret edip onları reddetmek, buna karşılık hırsızlara ikrâmda bulunup onlara yardımcı olmak da yeni çıktı.

 

Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi

Hâinlere ammâ ki riâyet yeni çıktı

 

Her ne kadar doğru söyleyen önceleri de nefret edilinse de, hâin olanlara tabi olup, onların peşinden gitmek yeni çıktı

 

İsnâd-ı taassub olunur merd-i gayûra

Dinsizlere tevcîh-i reviyyet yeni çıktı

 

Dini değerlere bağlı, gayri kişilere mutaassıp denilmektedir. Dinsizlerin görüşlere itibar etmek de yeni çıktı.

 

İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakkî

Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı

 

Hattâ öyle rivâyetler çıktı ki, devletin ilerlemesine İslâm ayakbağı imiş. Bu görüşler de önceleri yoktu yeni çıktı.

 

Milliyeti nisyân ederek her işimizde

Efkâr-ı Frenk’e tebaiyyet yeni çıktı

 

Biz her işimizde, milleti, dini unutup,batılı fikirlere tâbi oluyoruz. Bu da yeni çıktı.

 

Eyvâh bu bâzîçede bizler yine yandık

Zîrâ ki ziyân ortada bilmem ne kazandık[1]

 

Ne yazık ki biz böyle yanlış fikirlerle oyalanırken zarar gördük.  Ziyanımız ortada, o halde biz bu şekilde davranarak ne kazandık bilmem.

 

Ziyâ Paşa, bir zamanlar taraftarı olduğu tanzimât hareketinin daha sonra batılılara ayrıcalıklarda aşırıya gidildiğini dikkate alarak Tercî-i Bend’indeki bu mısraları yazmıştır. O sâdece bu şiiriyle değil aynı zamanda Nâmık Kemâl’le birlikte  çıkardıkları Hürriyet Gazetesi’nde de buna benzer görüşler ileri sürmektedir: 5 Nisan 1869 tarihli sayısında şöyle demektedir:

 

Ahlâk-ı milliye fâsid oldu ve bugün devletimizin her şubesinde yeis ve üzüntüyle görülen fenalıkların tamamı işte bu kaynaktan doğdu. Ricâl-i devlet beyninde dinsizlik modası muteber olup, bu avâma, kadınlara, hattâ çocuklara kadar sirâyet etti. Hattâ namaz kılmak, oruç tutmak gibi İslâmî farzları yerine getirmek bunlar için ahmaklık,  fısk u fücûr işlemek de akıllılık sayıldı. Bir kere bu kâide düstûru’l-amel olunca sâir uygunsuzlukların hepsi birbirini doğurmakla şu yirmi otuz sene zarfında ahlâk-ı milliye o dereceye geldi ki babalarımız mezardan kalkıp bizi görseler, elbette kendi evlâdı olduğumuzu tanıyamazlar. …. Avrupa’yı taklitle ileri gitmek iddiâsında bulunduğumuz halde Avrupa’da görülen kanunlara riâyet, sanâyiin terakkisi, ticaretin genişlemesi ve hukûkun temini gibi  terakkinin sebeplerinden hiç birini taklit etmeyip, fakat tiyatro yapmak, baloya gitmek, zevcesini kıskanmamak, tahâretsiz gezmek gibi şeylere yöneldiğimizi, Osmanlılara mahsûs olan mürüvvet, hamiyyet, edeb, âcize merhamet, hukûka riâyet, misâfire hürmet, diyânet, emânet, şecâat gibi güzel şeyler günden güne içimizden çekilip, cehâlet, zillet, denâet, irtikâp, hıyânet gibi zemmedilmesi gereken neşv ü nemâ bulmasını hayretle görüp bizi bildikleri akvâmdan hiç birine benzetmezler. … Biz ahlâkımızı bu şekilde bozup gidersek ileride başka bir dış tehlikeye hâcet kalmaksızın milletimizin, mumun kendi kendine yanıp tükenişi gibi söneceği hiçbir akl-ı selîm için yanlış bir benzetme değildir.”[2]

 

Ziyâ Paşa, Terkîb-i Bend’inde de şu satırlarla eksilen değerlerimizden şikâyet etmektedir.

 

Millet-i İslâm’da eski gayret kalmamış

Eski iffet eski nâmûs eski himmet kalmamış

 

Ne yazık ki, müslümanlar arasında eski gayret, iffet, nâmus ve eski çabalardan eser kalmamıştır.

Cehle düşmüş halk fikr-i istikâmet kalmamış

Za’f gelmiş dîne âsâr-ı metânet kalmamış

 

Halk cehâlete düşerek, doğruluk ve dürüstlük fikrinden eser kalmamış; dinî duygularda zayıflık meydana gelmiş, millette kötülüklere karşı eski dayanıklılık azalmıştır.

 

Kimsede evvelki ikdâm ü sadâkat kalmamış

Hâsılı ahlak bitmiş mülk ü millet kalmamış[3]

 

Böylece kimsede eskisi gibi sadâkat kalmamış, neticede ahlâk zayıflamış, vatan da millet de elden gitmiştir.


[1] Ziyâ Paşa Tercî-i Bend, Terkîb-i Bend, (Hazırlayan: Hüseyin Yorulmaz),  Çıdam Yayınları, İst.1992, s.119-122

[2] A.g.e. s.20-21.

[3] A.g.e., s.151-152

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: