h1

NEREYE GİTTİĞİMİZİN FARKINDA MIYIZ?

Şubat 17, 2007

Yazar: İbrahim SARIÇAM

17 Aralık 2004’te, ülkemiz ve geleceğimiz açısından Avrupa birliğinden müzakere alınması gibi son derece önemli bir gelişme yaşandı. bu hususla ilgili, siyasi açıdan değil,dini,ahlaki ve sosyal açıdan bazı noktalardaki kişisel görüşlerimi sizlere aktarmak istiyorum.

            Şüphesiz Avrupa birliği sadece bir imkanlar birliği değil, aynı zamanda içinde riskler, sorunlar ve problemler taşıyan bir ortamdır. İmkanları hedeflerken, sorunlar yumağının da farkında olmak gerekir. Bu birliğe mensup toplumlar, karşılaştığı sorunlarda çoğu zaman çaresiz kalmaktadırlar. Söz gelişi aile müessesesi konusuna bakalım.

            Aile tüm uygarlıklarda sosyal yapının çekirdeği olarak görülür. İslamiyet’e göre de toplumun temeli ailedir; İslam, aile ilişkilerini, aile bireylerinin huzur ve refahını gerçekleştirmeye yönelik olarak düzenlemiştir. Aile bireyleri arasındaki ilişkileri karşılıklı sevgi, saygı, şefkat, dayanışma, doğruluk, sadakat, bağlılık ve haklara riayet gibi evrensel insani değerler olarak kabul etmiştir. İslamiyet’in beş gayesinden olan canın ve neslin korunması ancak aile kurarak sağlanabilir. Aile ne kadar sağlam ve sağlıklı olursa onun oluşturduğu toplum ve millet de o derece sağlam olur. Milletimiz tartışmasız aileyi önemli bir kurum olarak sosyal yapıya güçlü bir şekilde yerleştirmiştir.

            İstatistikler, 2004 yılı itibarıyla AB ülkelerinde doğan çocukların ülkelerin ortalamasına göre % 30’unun nikahsız birleşmelerden meydana geldiğini göstermektedir. Bu oran 1970 yılında % 6 idi. Aile konusunda bir başka gelişme de şöyledir; bilindiği üzere son zamanlarda tüm dünyada geniş aile tipinden çekirdek aile tipine geçilmiş ve bu uygulama yaygınlaşmıştı. Fakat son zamanlarda Batı’da çekirdeğinde çatladığı görülüyor. Bir başka deyişle sadece baba ve çocuk veya çocuklardan,  ya da sadece anne ve çocuk veya çocuklardan oluşan, yani anne ve babanın ayrı yaşadığı aile tipleri yaygınlaşmaktadır. Aynı cinsten insanların birlikteliği de ayrı bir sorundur. Gitmek istediğimiz camia, kendi içinde türeyen bu tür bozulmalara çare aramaktadır. Öyle ki çare bulmakta da zorlanmaktadır. Mesela 2. Vatikan Konsilin’de alınan kararlardan biriside aileyi koruma altına almaktı. Ama tüm iyi niyet ve çabalara rağmen, aradan geçen elli yıl zarfında, çaresiz kalındığını önemli bir temsilcinin ağzından bizzat dinledim. Bu tür olumsuz uygulamalar ne yazık ki ve doğal olarak değerleri örselenmiş kimliğini iyice oluşturamamış, geleneğini yorumlayarak kendi öz değerleriyle ileri hamle yapmayı gerçekleştirememiş toplumlarda özenti şeklide kolayca yaygınlaşmaktadır. Ülkemizde, söz gelişi milyonlarca insan için prototip haline gelen kişiler, nikahsız yaşadıklarını çekinmeden ilan edebilmekte, kameralar karşısında evliliği hafife alıcı tavırlar sergileyebilmekte, aile yuvasını kökünden zedeleyici davranış sergileyenler de milyonların gözünde rağbet görebilmektedir. Üzerinde durmak istediğim husus Avrupa topluluğuna girmemiz veya girmememiz, yani asla işin siyasal boyutu değil, dini, ahlaki ve kültürel boyutudur. Amacım, nereye gittiğimizin farkında olmamız ve aynı zamanda olumsuzluklar karşısında gerekli tedbirleri almamız gerektiğini vurgulamaktır. Bu bakımdan önümüzdeki 10 yıl çok önemlidir. Şimdi buluğ çağına gelmemiş bir çocuk on yıl sonra evlilik çağına ulaşacaktır. Bizden aldığını bir sonraki nesle ve büyük ihtimalle Avrupa birliğine taşıyacak olan bu kuşaktır. O nedenle, bu süreçte tüm alanlarla ilgili olan, kişilik oluşturan, elimizi dışarıya kendi penceremizden uzatmaya yarayan, özgürlüğümüzün kaynağı olan toplumu dinamik tutan, özgün kılan değerlerimizi henüz daha kaybetmeden, yitirmeden, yeniden yorumlayıp, her kesimde ve her alanda, yaşanan kültürün bir parçası haline getirmek önemlidir. Bu, söz ve eylem birliğine ihtiyacı olan kendi insanımızın ve tüm dünyanın refahı için elzemdir. Kültürümüz bu konudaki sayısız örneklerle doludur. Nitekim İslam medeniyetinin doğup geliştiği yüzyıllarda müsbet ilimlerde yapılan çalışmalarla, değerler alanında yazılanlar at başı gidiyordu.bugün bizler dahi onları tüketiyoruz.

Reklamlar

One comment

  1. Avrupa Birligi projesi henüz tarifi yapilmamis bir proje. Bu bakimdan Türkiye buna dahil olmali ve projeyi kendi çikarlari dogrultusunda etkilemeli kanimca.

    Müsadenizle asagidaki yaziyi tavsiye ederim :

    http://www.derindusunce.org/2007/09/02/hiristiyan-birligini-bozalim/

    Saygilarimla



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: