h1

AYNADAKİ ŞAİR

Nisan 28, 2007

Yazar: Muhammed RAŞİD

“ gecenin ortasında uyandı genç adam. Saatler gecenin karanlığıyla gizleyip mahremiyetini kısa sürecek bir esrarla merakları cezbediyordu. Saatlere kapatarak gözlerini veya örterek saatlerin yüzlerini, sıyrılabilir miydi zamandan. Bir an olsun zamansız yaşamak rûyası dahi bir ânın pençesindeyken sende, boşuna bu çaba, beyhude bu çile. Sessizliği parçalıyor saniye…

Uykusuzluğunu atıyordu üzerinden ve bir an ürperdi genç adam. Keskin bakışlara ve geceye isyan dolu bir aya yenik düşüp saatler atıyordu üzerinden karanlık örtüleri. Zaman hayli ihtiyar… Uykudan izler var gözlerde. Odasına baktı uzun uzun anlamsızca… Sendeleyen ağır adımlarla geçti koridoru ve bir ışık yaktı karanlığa. Gün doğduğunda ne kadar da aciz kalıyordu şu karanlığı korkutan lamba. Aynalar ilişti gözüne ve aynada kendisine yönelmiş kan çanağı bakışlar, yorgun bir sakal, bildiği yüzlerce şiir, söylediği şarkılar, can feda dostlar ama bir şey esik kalıyor hep. “Nerdesin? Geleceksen şimdi gel, gelmelisin” diyor genç adam. Bir an içinde olup bunlar tükeniyor ansızın diğer bir ânın hudutlarını aşmadan…

Ve efkâr… Tabakasını arayan mahur gözlerle baktı etrafa. Ocakta etrafını saran küllerin arasından göz kırpıyordu hâlâ için için yanan bir köz. Tabakasını ve cezvesini alıp ateşin karşısına oturdu genç adam. Kalbini görür gibi oldu küller arasında…

Bir yudum aldı kahvesinden. Ve efkâr ve kahve kokusu… Açtı tabakasını, yalnız bir sigara saracak kadar tütün… Tek bir kâğıt… O efkârla dile geldi ateş. Dedi birazdan söneceğim. Yak sigaranı, öleceğim. Bir âh! çekti sessizliğin ciğerine. O an sustu saniye. Durdu zaman. Kalemini aldı eline ama bir tek kâğıt bile yoktu yazacak. İnlemekteydi kalem, tutuşmaktaydı dizeler. Tabakasından çıkardı. Son sigarasının son kâğıdı… Yazdı bir daha yazılmayacak o destanı. İşte şimdi durdurmuştu zamanı. Bu dizeler o büyük aşkın yadigârı.

Bir yudum aldı kahvesinden ve kahve kokusu sinmiş bir nefes verdi ta ciğerinden. Bir nefes ki dağıttı külleri. Kırmızı güller açtı küller arasından. Bir nefes içmek istedi olmayan sigarasından. Bir daha okudu o muhteşem dizeleri. Bu şiir dedi işte ispatı şairliğinin.

Bir yudum daha kahvesinden… Dalıp gitti genç adam önünde beliren hayalin gözlerine. Tabakasını aldı eline. Sardı sigarasını o son kâğıtla. Kalem suskun, zaman durgun, yıldızlar hayretle açıyor gözlerini. Konuşmak istiyor dolunay ama tutuluyor dili.

Bir ses geldi lambadan. Dur dedi, yapma ne olur. Uzattı sigarasını ateşe. Aman dedi köz yakma ne olur. Duymadı genç adam o hayalin tesiriyle. Bir an göz göze geldi titreyen gölgesiyle. Yaktı sigarasını, ardından can verdi ocakta açan güller. Bir nefes çekti şiir kokan, bir nefes çekti kül kokan.

Bir duman göz gözü görmüyor. O hayal kaybolmuş. O gözler görünmüyor. Kendine geldi genç adam, ömrünün son demlerini yaşayan sigarasının parmaklarının arasını yakmasıyla. Acıyla yoğrulmuş bir tebessüm hediye etti gülüşünü özleyen dostlarına.

Üzülmüyordu o dizelerin kül oluşuna. O külün dumanını çekmişti ciğerlerine. Bir şiir karışmıştı kanına her nefeste. Bir şiir dolanıyordu damarlarında.

Ve artık bir şair karşılıyordu onu aynalarda…

Reklamlar

One comment

  1. muazzam bir dil… Yazilarin devamini bekliyoruz.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: