h1

İLAHİYATÇININ MİSYON VE VİZYONU

Nisan 28, 2007

Yazar: Dr. Yasin YILMAZ

İlahiyatçı “Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyât/56) gerçeğinden hareket ederek, yaratılışın ana amacının Allah’ı tanımak, O’na sevgiyle bağlanarak ibadet etmek olduğunu bilen kişidir. Buradan hareketle, kendisi doğru İslâmı bildiği,  Yaratıcının emirleri doğrultusunda İslam’a ait doğruları yaşadığı gibi, “iyiliği emretmek kötülükten vazgeçirmek” hakikati doğrultusunda, diğer insanlara da bu hususta örnek olarak yardım eden, onların eksik yönleri konusunda bilgilendirme yapan ve nebevî görevi hakkıyla ifa eden bir davetçi olmalıdır.

İlahiyatçı vahye dayanan, akla güvenen ve ilimle gelişen bir medeniyetin mensupları olarak tarihine mirasçı olan kişidir. Tarihe mirasçı olarak da, geçmişin bütün birikimini ele alarak, onu Kur’ân ve sünnetin ana verilerine ters düşmeden nemalandıran, günceli yakalayan, yaşadığı toplumda saygınlığı en üst seviyede olan, günümüz Müslümanları ve hatta bütün insanlık için dersler çıkaran kişi olmalıdır.

İlahiyatçı, vicdanın ışığı din ilimleri, aklın ışığının da medenî yönden gelişmeyi sağlayan fen ilimleri olduğu unutmamalıdır. Çünkü  din ve bilim arasında, özellikle bizim dinimiz İslâm’la fen bilimleri arasında çatışma olmadığını, bilakis fen bilimlerinin ana kaynağının da İslamiyet olduğu bilmesi ve onu delillerle ortaya koyması gerekir.

İlahiyatçı, insanın inanma ihtiyacı ve bu doğrultuda bir takım değerlere sahip  ve insanın insana muhtaç olduğunu da unutmaması gerekir. 

İlahiyatçı güçlü bir imana sahip, dinî ve dünyevî yaşamda dengeli, nefsini ıslah etmekle işe başlayan, insanlara faydalı olan, insanlar arasında birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını geliştiren, demokrat kişilikli, istikametli, yeteneklerini inkişaf ettiren, olaylar karşısında hissine kapılmadan pozitif hareket eden, insan psikolojisini iyi bilerek, muktezay-ı hale uygun söylem geliştiren, “asırlara göre ahkâm tagayyür eder” anlayışıyla yeni meselelere Kur’ân ve sünneti esas alarak çözümler ürütebilen, zillete tenezzül etmeyen, hukuku bilerek ve ona saygılı olarak sosyal uzlaşma ortak paydalarını sağlayan kişi olmalıdır.

İlahiyatçı, dini konularda hassas, ancak sadece asırlar öncesinin yorumlarına bağlı kalmayan, dinî konularda akıl-mantık ölçülerini kullanan, dindeki hoşgörünün sınırlarını  daraltmayan ve diğer insanların yaşam biçimine tahammül eden kişi olmalıdır. İslâm’ı anlatırken ifrat ve tefritten uzak, Allah’ı azapçı, Kur’ân’ı yasakçı ve ahireti de azap yeri olarak göstermeyen bir anlayışta olmalıdır. Daha doğrusu İslâm’ı dar kalıplar arasına sokmayan ve  Allah’ın engin rahmetini  ipotek altına almamalıdır. 

   İlahiyatçının, din eğitiminin ilk amacının, kişiye Allah’ı, bütün isimleri, sıfatları ve evrendeki tüm tasarrufları ile bildirmek ve tanıtmak  olduğuna inanması gerekir. Çünkü onun inancına göre iman, hem nurdur hem de kuvvettir. Buna paralel olarak dinî eğitimde hür fertler yetiştirilmesinin önemini bilmesi gereklidir. Çünkü din ve kalbin hakim olduğu doğu toplumlarında, kişisel ve toplumsal hürriyetler, kişilerin içsel disiplinine bağlıdır. Kanun gücü ikinci derecede kalır. İçsel disiplin, ya da içsel özgürlük, güçlü bir iman ile sağlanabilir. İman ne kadar parlak olursa, kişi o kadar hür olur, olaylara bakışı, değerlendirmesi ve çözümü de o kadar isabetli olur. .

İlahiyatçı, eğitimde şuurlu ve sorgulayıcı fertlerin yetişmesine katkıda bulunmalıdır. Bu doğrultuda hayatın manasını, ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini, bu dünyada vazifesinin ne olduğunu sorgulayarak, ikna edici cevaplar vermelidir. Çünkü sorgulanmamış bir hayat yaşamaya ne kadar layıktır? Kendi yaşamını sorgulamayan insanların, sosyal hayata ve dine ilişkin gözlemlerini sorgulaması ne kadar beklenir?

Bir din eğitimcisi olarak ilahiyatçı, günümüzde kendisine çok iş düştüğünü bilmesi gerektiğine inanmalı ve bu alanda hiçbir fedakarlıktan kaçınmamalıdır. Çünkü bu gün ülkemizde cinayetlerin, hırsızlığın, tacizlerin, haksız mal edinme, devleti hortumlama ve kapkaç olaylarını artmasında “bana değmeyen yılan bin yaşasın“benim vazifem sadece dini araştırmak” anlayışıyla hareket din eğitimcilerinin de, “el-emri bi’l-mârûf ve nehy-i ani’l-münker” bağlamında  az da olsa katkısı vardır.

Bu konu ile ilgili olarak kişisel gelişim uzmanı Doğan CÜCELOĞLU’nun şu sözleri çok dikkat çekicidir. Doğan CÜCELOĞLU, “Ben Amerika’da yirmi beş yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika’da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.

Türkiye’ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye’de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu da yoktur…..” (Altınoluk,  S. 202, (Aralık 2002), s. 11 demektedir. Cüceloğlu, tespitinde gerçekten doğrudur, ancak okumuş ve şehirleşmiş kesimin bu hâle gelmesindeki en önemli faktöre değinmemiştir. İşte burada unutulan husus, Türkiye’de  yapılan eğitimin tek taraflı olması ve ilahiyatçıların ya görevlerini tam olarak yapmamalarından ya da etkisiz kalmalarından ileri gelmektedir.

Çünkü dinî ilimler almamış bir kimse devamlı dünya hayatını düşündüğünden haram-helal hissi de olmayınca hedefine ulaşmak için Makyavel gibi her türlü vasıtayı meşru görerek acımadan dilediğini yapmıştır ve yapmaktadır. İlahiyatçılar bu konuların helal-haram hissini bulundukları her platformda yerine getirmelidirler. (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin okutulmasının, 1982 anayasasına mecburi olmasına katkıda bulundukları gibi).

İlahiyatçı din eğitimi verirken  ya da dinî bir hizmeti yerine getirirken, muhatap kitleye batılı tasvir etmeden, günceli yakalayarak, sevgi merkezli, motive ederek, kaynaştırıcı ve seviyeye uygun şekilde davranmalıdır. Ayrıca hem hikmetli hem de muhakemeli konuşarak ve fıtratı değiştirerek değil, duyguları iyiye güzele yönlendirerek görevini yerine getirmelidir.

İlahiyatçı din eğitiminde; imanı, marifetullahı, doğru İslâm’ı ve İslâmiyet’e ait doğruları özenle sunan, bilgisini fen ilimleri ile destekleyen, sosyal bilimlerin, psikoloji ve pedagojinin kuralları çerçevesinde hareket eden, dinî kavramları net bir şekilde açıklayan ve karşısındaki toplulukla pozitif iletişim kuran kişi olmaya özen göstermelidir.

Sonuç olarak ilahiyatçı, “kültürel mirası değerlendirebilen, yaşanan hayatı yorumlayabilen ve problemlere çözüm üretebilen bireyler yetiştirmek” vizyonuna ve “muhatap olduğu kitlenin zihninde insana, düşünceye, hürriyete, ahlâka, dinî değerlere ve kültürel mirasa dayanan bir din eğitimi ve öğretimi anlayışına katkıda bulunmak” misyonuna sahip olan kişi olmalıdır. Bu doğrultuda; sağlıklı bir din anlayışının Türkiye için önemine, düşünen sorgulayan, inancını aklıyla birleştiren öğrencilerin yetişmesine hizmet edecek metotların geliştirilmesine çalışan, ezberci ve baskıcı bir yaklaşımı değil, konuları çözümleyici ve yorumlayıcı bir yaklaşımı benimseyen, dini huzur verici ve barışı sağlayıcı gücünü ortaya çıkarmaya çalışan, şekilcilik ve sloganları değil, ahlakî ve dinî öğretilerin felsefesini benimseyen, din eğitimi ve öğretiminde kavram kargaşası ve kavram belirsizliği oluşturmayan, meselelere aceleci çözümlerle yaklaşmaya çalışmayan, oku, düşün ve anla prensibini benimseyen kişiler olmalıdır. (İmam Hatip Modeli Rehber Kitapçığı, s. 6)

Ayrıca “beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” hadisini hayat felsefesi yaparak, öğrendikleri ile hayatı anlamlı hale getiren, dini hiçbir siyasî düşünceye alet etmeyen ve dinin umumun saadeti için önemli olduğunu bilerek bütün dünyevî düşüncelerin üzerinde tutulması gerektiğine inanan ve bunu hayatında uygulayan kişidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: