h1

Bin İkinci Masal: BAĞDAT

Temmuz 8, 2008

Yazar: Bilal ÖZKAN

Bağdat sadeftir güheri dürr-i Necef’tir

Yanında anın dürr ü güher seng ü hazeftir (Ruhi)

Tanrı’nın yeryüzüne armağanı bir şehir; BAĞDAT.

Yeryüzünün cenneti.. Daru’s-selam yani!

İmam-Azam’ın mübarek elleriyle koyduğu ilk taş üzerine yükselen ulu şehir.. Şiirin şairlerin ve güllerin şehri.

Dar’ul-Halife yani. Halife Mansur’un, Harun Reşid’in başşehri..

BAĞDAT.. Düşleri, hayalleri ve efsaneleri süsleyen şehir. Bin bir geceden bin bir geceye; doğunun gizemli masal şehri..

Yüzyıllar boyunca İslam coğrafyasına binlerce eren, gönül sultanı, edip ve imam yetiştiren, tarihin yeni baştan yazıldığı çağlarda medeniyetimize başkentlik eden bir şehir ; BAĞDAT…

Matematikten zoolojiye, astronomiden kimyaya, felsefeden edebiyata, tarihten sanata, tıptan mantığa kadar pek çok ilim bu topraklarda neşv-ü nema bulmuş, -Fergani’den Farabiye, Biruni’den Kindi’ye, İbn Sina’dan Ebu Bekir Er-Razi’ye pozitif ilimlerde bugün ünü kıtalar aşmış pek çok bilim ve fikir adamı bu topraklarda yetişmiştir.

Mezhepler bu topraklarda doğmuş, tasavvufun ilk temelleri yine bu topraklarda atılmıştır. İmam-Azam’ın sohbet meclisleri burada kurulmuş, talebeleri buradan yetişip

dağılmışlardır dünyanın dört bir yanına..

Hallac-ı Mansur bu topraklarda boy vermiştir. Bişr-i Hafi’nin, Cüneyd-i Bağdadi’nin ayak izlerini taşır bu topraklar. Peygamber (s.a.v) in o kutlu sözleri bu diyarın elinde Müsned (Ahmet b. Hanbel) olmuştur.

Yolu Bağdat’tan geçmeyen imam, Dicle’nin suyunu içmeyen eren yok gibidir.

Bağdat; İmam-ı Şafi’dir, Suhreverdi’dir, Maruk Kerki, Halid-i Bağdadi, Hasan Basri’dir.

Horasan, Kufe, Semerkant, Bursa, Edirne, İstanbul neyse; Bağdat da bizim için odur.

Bağdat bizim için biraz Tuğrul Bey’dir, biraz Timur, biraz Şah İsmail, biraz kanuni, IV.Murat, biraz da Genç Osman..

Bağdat’a giren Kanuni’yi “Geldi burc-i evliyaya padişah namdar” diyerek selamlayan Fuzuli’nin diyandır Bağdat.

Aşk ve aşık şehridir Bağdat. “Aşığa Bağdat sorulmaz” denir. Her aşık Bağdat’ı bilir ve aşk adamı için her yer Bağdat gibidir çünkü…

Ruhi’nin, Zibni’nin, Cahız’in beyitleri yankılanır hala semalarında Bağdat’ın.. Şiirin ritmine hükmeden Ahmet Haşim, bu toprakların çocuğudur.

“Yanlış hesap Bağdat’tan döner”miş.

Bu sefer ‘yanlış hesap’ Bağdat’tan dönmedi ; bilakis Bağdat’ı vurdu.’Haklı söz’ bu kez ‘haksızı Bağdat’tan çevirmeye’ yetmedi.

Geylani’nin soluk alıp verdiği topraklar , kan ve barut kokuyor şimdilerde. Her gece rahmetin nur olup yağdığı şehre , azap bombaları yağıyor.

..Ya güzelim Dicle—Fırat!..

Hak dostlarının beş vakit temizlendiği, günahlardan arındığı , kıvrım kıvrım kıvrılan /kıvranan/ Dicle – Fırat!..

Kaderimidir ki (Moğol dehşetiyle) aylarca mavi -mürekkep rengi- akan o sular, bugünlerde (Haçlı vahşetiyle) kırmızıya -kan rengi- ve ihanetin rengine boyanmakta…

Bağdat bize ırak düşmüştür.

Şairlerin cenneti cehenneme dönmüştür.

Canlar pazarında bir ‘Bağdat’ satıldı ; can pahasına, kan pahasına….

‘Ana gibi yar’, Bağdat gibi bir diyar’ yok artık..

Bilmez misiniz ki; Bağdat’a atılan her füze, tonlarca ağırlığındaki her bomba; koca bir medeniyet coğrafyasının başkentine, tarihimizin, kültürümüzün köklerine atılmaktaydı aynı zamanda.

Bombalanan, parçalanan, yağmalanan, paylaşılan Bağdat değildi ki sadece; bir medeniyet köprümüzdü, şiirimiz, dilimiz, dinimizdi.

Bilmez misiniz ki; Bağdat’ta sıkılan her kurşun, önce İmanı-ı Şafi’nin kalbinden geçer, Gazali’nin , Basri’nin, Geylani’nin kalbinden.. Öylece yarar Bağdatlı çocuğun kalbine..

Oradan yükselen her çığlık, her inleme, gökkubbeyi sarsan her feryat, bir hançer gibi saplanır Fuzulî’nin, Ruhi’nin yüreğine…

Kerbela artık sadece Hz. Hasan, Hüseyin için değil, binlerce Bağdatlı Hasan ve Hüseyin için de gözyaşı dökmektedir.

Şimdilerde çocuklar Bağdat’ı ; Ali Baba’yla, Sinbat’la, Alaaddin’le , uzun kuleleri ve süslü kubbeleriyle değil, patlayan bombalar ve parçalanan çocuklarla, akan kan ve gözyaşıyla hatırlıyor.

Bağdat’ı bin bir gece masallarıyla tanıyan çocuklar, yarın ‘bin ikinci masal’ olarak Bağdat’ın kendisini okuyacaklar.

Varın biz bu ölüm masalını nasıl anlatacağız?! Siz onu düşünün…

Gökten üç bomba düştü:

Üçü de yüreğimize…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: