h1

Dün ve Bugün Yarınların Babasıdır

Temmuz 8, 2008

Yazar: Emir Sultan DEMİREŞİK

19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan psikoloji ve sosyoloji bilimleri, o dönemlere kadar göz ardı edilen insan ve toplum hayatının, aslında ne derece etkin bir âmil olduğunu gösterdi. Sosyo-psikolojik şartlar, geleceğin habercisidir. Yani ictimâî durum, kaderimizi çizmektedir:

“Bir toplum kendi halini değiştirmedikçe, Allah da onların halini değiştirmez.” (Rad 11 )

Kuru teknolojik bilgi, insânî değerlerden mahrum ellere düşünce, milyonları katledebilen bir ölüm vasıtası hâline dönmektedir. Önemli olan çok bilmek değil, bildiğini insanlık yolunda kullanmak, insan hayatına bir katma değer olarak yansıtabilmektir. İlim ve irfan ya da öğretim ile eğitim arasındaki ince fark da budur. Esasen Doğu ile Batı arasındaki anlayış farkı da buradadır.

İlmî ölçülere uymayan eğitim motifleri de, ilk zamanlarda yarar sağlasa da zamanla faydadan çok zarar getirmeye başlamıştır. Belirli bir birikimin sonunda oluşan geleneksel anlayışlar, devrin değişmesi ile kendini var eden şartlardan koptuğunda, toplum içinde ifâ ettiği eski görevleri için yeterli olmamaktadır. Bu sebepledir ki toplumumuzda sebebi-membaı unutulmuş bir çok geleneksel motif, din olarak algılanmakta, bu da çoğu zaman “modern aydın”la halkın karşı karşıya gelmesine sebep olmakta, seküler kaynaklı odaklara, dine karşı hamle fırsatı vermektedir.

Tanzimat’la resmiyet kazanan yaklaşık bir asır boyunca yükselme trendini koruyan batılılaşma eğilimleri ile geleneğin bilinçsiz, fakat kararlı direnişleri arasında gidip gelen toplumumuz, yeni bir gelecek inşâsı yolunda ilerlemektedir. Ne batılı olabilen, ne kendine dönebilen toplumumuz, tam bir çalkantı ve buhran dönemi geçirmiştir. Seksenli yılların ardından ivme kazanan “kendine dönme” ve doksanlı yılların başında harekete geçen “dünyaya entegre olma” politikaları ve art arda hamlelerle küresel ölçekte yerimizi tazelerken, gelişmelerin hızına, toplum olarak ayak uydurmakta sorun çekiyoruz. Çok kısa bir süre içerisinde küresel dünyanın teknolojik imkanları (bilgisayar, Internet, cep telefonu… vs.) ile dünyanın büyük ekonomileri arasına girdiğimiz bir gerçek. Fakat aynı gelişmeyi “eğitim ve fikrî gelişim alanında sergileyemediğimiz” konusu da aydınlarımız arasında gündem oluşturuyor.

Medeniyetlerin ortak noktası, din olgusundan doğmuş olmalarıdır. Din, insanların tarih boyu, müspet veya menfî sûretlerde bile olsa, kayıtsız kalamadıkları yegâne konudur. Türkiye’de 1949 yılında İlâhiyât fakültesinin açılması ile din eğitiminde yeni bir adım atıldı. Cumhuriyet Türkiye’si Medeniyetini oluşturmak için ilk ciddi adim bu yolla atılmış oldu. İlmî metotlarla incelenen İslâm, çağın anlayışına uygun şekilde yeniden yorumlanmaya başlandı. Kadınların eğitimi, İslâm ekonomisi, musikî, terör ve insan hakları vs. gibi bir çok konu, biraz oryantalistlerin çabalarıyla, biraz da onlara karşı savunma durumuna geçen ilim adamlarınca, meselelerin Asr-ı Saadetteki zemininde yeniden ele alınmasına vesîle oldu. Bütün bunların sonucu olarak, İslâmî öğretinin, yeni yöntemlerle, aslına uygun bir yorumuna ulaşılacağını söylemek zor olmasa gerek.

Bunun haricinde, küreselleşme ile gelen, fikirlerin ve sorunların sınırlar ötesinde bir paylaşıma ulaşması, her ne kadar bazı kesimler tarafından istenmese bile, ortak dertleri olan insanları birbirleri ile tanışarak ortak çözümler aramaya sevk etmektedir. 3. Olağanüstü İKÖ- Mekke Platformu’nda alınan “Fıkıh Akademisinin Teşkili” kararı da en azından fikir alanında ümit vermektedir. Belki de bu vesile ile, İslâmî öğreti, yanlış olma ihtimâli yüksek yerel yorumların ötesine taşınacak ve dünya Müslümanlarının ortak çabası ve tenkitleri ile yoğrularak sağlamlaşan bir doktrin(icmâ) hüviyetine kavuşabilecektir.

Medeniyetler Kavgası mı?

Milli ve manevi değerler açısından zengin bir medeniyetiz. Avrupa 2600 yıl öncesinin Aristo mantığı ile bilim ve felsefe yaparken biz daha genç ve dinamik 1400 yıllık mirası kullanıyoruz. Eğer mesele “geri kalmak” ve “tarihi mirası” görmezden gelmekse, bu konuda biz daha ileriyiz.

İmparatorluk bakiyesi toplumlarda aslî unsur, bir zamanlar hâkim oldukları toprakların, hemen her rengini barındırmakla hoşgörülü olmalarıdır. İmparatorluk merkezi de çoğu zaman tüm nimetlerin aktığı, doğal olarak da kültürel seviyenin yükseldiği topraklardır.

Türkiye, hem kozmopolit nüfusu ile hem de üç kıtanın devlet, ilim, fikir ve medeniyet mirasına sahip olmakla, Devlet-i Âlî’den ayrılan diğer ülkelerden ileridedir. Batı ile asırlar süren ilişkisi açısından değerlendirildiğinde, onunla sınır olması ve çoğu zaman pazarlık edebilecek şartlarda bulunması hasebiyle, gerek ilmî ve teknolojik, gerekse fikrî ve kültürel anlamda ondan en fazla nasiplenen coğrafyadır.

İslâm dünyasındaki tarihi konumu açısından Türkiye, fikrî özgürlüklerin en ziyâde kullanıldığı ülkelerdendir. Diğer taraftan Orta Doğu coğrafyasına bakıldığında fikrî serbestinin sınırlı olduğu, diğer Afrika ülkelerinde durumun çok farklı olmadığı, uzak doğuda fakirliğin ve başıboşluğun, Orta Asya’da ise bilgisizliğin hâkim olduğu bir vâkıadır.

Son dönemlerde Türkiye’de zeki ve genç bir nüfûsun oluştuğu görülmektedir. Teknik nimetlerle daha beşikte tanışan yeni nesil, zekâ gelişimi sürecinde teknolojiden bilmeyerek dahi olsa yararlanmakta, giderek yükselen zekâ trendinin en canlı örneğini vermektedir. Mesele bu yönüyle ele alındığında, Avrupa’da genç nüfusun olmayışı ve mevcut nüfusun azalması, ülke idârecilerini gelecek hakkında haklı bir telâşa sevk etmektedir.

Biz yeni nesillere düşen, elinde olan zamanın kıymetini bilmek, geçmişi eleyip yüklenerek, Asr-ı Saadet modelindeki “ideal toplum” doğrultusunda çağın şartlarını kavrayarak kendi medeniyetini inşâ etmektir.

Mesele bir medeniyetler kavgası değildir. Mesele, kader icâbı aynı dünyada yaratılmış iki ademoğlunun birbirini tanımasına yardımcı olmak ve aynı zaman diliminde “kardeşçe” bir arada yaşatmak gayretidir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: