h1

Sen Gibi Yar Sen Gibi

Temmuz 8, 2008

Yazar: Ahmet Ufuk Erkan

Yağmurlar yağıyor. Hep, böyle yağmurlarla gelirdin. Yağmur gibi gelirdin.

Tepeden tırnağa ıslak… Sana kesilirdi her şey, yağmura kesilirdi. Hadi… Yine gel… Yağmurlarla… Bir yağmur yağıyor… Sen gibi yar, sen gibi…

Güneş açardı. Gök, gözlerinin renginde. Bulut bulut ışıldardı etraf. Güneş doğuyor üstüme… Sen gibi yar, sen gibi…

Hep seni yazmışım yıllarca, hep sana yazmışım. Biliyorsun, tanımadan sana bağlanmışım. Boynumda bir halka… Sen gibi yar, sen gibi…

Ey bitmemiş şiir, tamamlanmamış şarkı… Kulak eskiten nida… Bir beste geliyor kulağıma… Sen gibi yar, sen gibi…

Bilmiyorlar matemimi. Türkü diyemem, şarkılar uzak. Toprak en sevdiğimle meşgul. Sen gittin… Bir ayrılık yakıyor beni. Sen gibi yar, sen gibi…

Buzullarda dondum, ateşlerde yandım. Semenderim, şikayetci değilim. Yüzün görünürdü her yangınımda ve donuşumda… Bir sekine gelirdi bana… Sen gibi yar, sen gibi…

Deniz kenarlarındayım. İzlerinin peşinde. İşte, bu sen… Bu da… Bir ayak izi, seninkine benzeyen…. Eğilip bakıyorum… Bu iz… Sen gibi yar, sen gibi…

Karlar yağmış. Senin şehrine benzeyen karlar… Adımların, sağlam adımların… İz bırakmışlar, takibindeyim… Bu izler… Sen gibi yar, sen gibi….

Kuşlar adını anıyor. Deniz, köpürüyorsa seni köpürüyor. Yarı belime dek sudayım. Islanmışım… Bu deniz… Sen gibi yar, sen gibi…

Gözlerim kurumuş. Yine de ateşin damlalar, akıyor yakıcılığıyla… Bu yaşlar… Sen gibi yar, sen gibi…

Niye geldin ve gittin neden? Sorular, tüm bilinmezliğiyle sorular… Şahitlerim var, cevaplarım… Aklımı yakan, sorular ve cevaplar… Sen gibi yar, sen gibi…

Sadece nefes alıyorum… Soluklanıyorum… Adın, tüm damarlarımda. Bu zikir, bu nefes, soluklandığım nefes… Sana kesilmişim adeta. Teneffüs ettiğim hava… Sen gibi yar, sen gibi…

Gördüm. Ve bildim… Havaydın, suydun, soluktun… Şiirlerimdeki mavi, beklenilen vuslat, ıslığımdaki tını… Ben sana vurgunum yar… Bir vurgun yemişim…Sen gibi yar, sen gibi…

Bana söyle. Böyle bir sevda, kara toprak bile reddeder… Böyle bir kara sevda, nerede biter?… Avuntum yok, bilirim, sadece benden sanadır… Sana çağlıyor gönlüm, sana akıyor sular, eşiklerine secdede başım… Bir köz düşüyor haneme… Sen gibi yar, sen gibi…

Gülüyorsan gül… Yeter ki gül… Hâlim eserindir, güldüğün kendindir… Bir kahkaha geliyor kulağıma… Sen gibi yar, sen gibi…

Tükeniyorum… Zaten hiç dolmadım… Bilirsin, dizinde ağladım ve anlattım… Tepeden tırnağa senim, tepeden tırnağa bensin… Ey yarım gülüş… Bitmemiş şiir… Bestelenmemiş güfte… Mırıltısı geliyor bir şarkının…. Sen gibi yar, sen gibi…

Ben seni… Ben seni, Yeni Camii güvercinleri gibi ürkek ürkek… Ben seni, Eyüp Sultan duaları gibi titrek titrek… Dalga dalga… Martı ötüşü gibi acemice… Ben seni, taammüden sevdim yar…

Ya dünya daraldı ya da ben hacimlendim. Arza sığmıyorum, gittin gideli… Tepemde bir gök sallanıyor… Sen gibi yar, sen gibi…

Pusulam kırık. Yönler hep ayrı gayrı… Akrebim, yelkovanım, kadranım… Zamansızım, zaman sızım… Darmadağınım, kimse toplamaz… Sen gibi yar, sen gibi…

Ben seni, yanmışım da, sanki bir bardak serin su gibi… Azgın denizlerle boğuşmuş, yıpranık ve sahil özlemli bir tekne gibi… Ağır aksak, dudağa yapışan cümleler gibi… Ben seni, söz gibi sevdim yar…

Ben seni, koşmuş da tere batmışım gibi… Çisil çisil bir ahmak ıslatanda, tepeden tırnağa ıslanmışım gibi… Ateşlenmişim de nemli bir tülbent gibi… Ben seni, sırıl sıklam sevdim yar…

Özlemek böyle bir şeydir. Her kapı çalınışı sensindir; her ayak sesi sana aittir. Bir tutam saç, çarpar öylece gömlek cebimde, kalbimle ritimdaş…

Çilemi haykırdığım kuyu… Çöllerde bulduğum, suyunla avunduğum kuyu… Şimdi nerde otlarla bezenmiş, üstü örtülmüş bir kuyu görsem… Bir su iniltisi… Sen gibi yar, sen gibi…

Tenhayım. Bilmiyorlar, davetlere icabet edemem, dedim ya, ne türkü, ne şiir… Kulağıma yanık bir ezgi erişir… Sen gibi yar, sen gibi…

Bahçem çiçek çiçek. Her yanım çığıl çığıl dost sesi. Yine de bir koku eksik, her şeyi yok saydıran. Bir renk, bir yitik mavi… Sen gibi yar, sen gibi…

Sırtımda kırk hançer, senin sağalttığın yaralar… Elin değdi, sızlamıyor hiç biri… Şimdi, tam göğsümün ortasında, ince mil gibi, ucu kalbe değen, her nefeste hissedilen, nasıl anlatayım işte… Sen gibi yar, sen gibi…

Aklım uçuşuyor. Sanki dereden tepeden bahsediyorum, bir oradan, bir buradan. Takılıp kalmış cümlelerim. Plağımda bir çizik… Sen gibi yar, sen gibi…

Aklım karışıyor…Bilemiyorum artık, sen var mıydın, ben mi uydurdum? Yalansan, bu yangın nereden kaldı bende? Bu kabuk bağlamayan yaralar?.. Belli ki varsın, gerçeksin; peki nerdesin?.. Ne vuslatın gerçek, ne firkatin gerçek; bir yalan kuşatmış beni… Sen gibi yar, sen gibi…

Akılsız başlar görüyorum. Çöplerden nimetleniyorlar. Diyorum ki, âşıktılar, bırakıldılar ya da asla anlaşılmadılar… Birer mecnunlar, aklı yarımlar… Ben gibi yar, ben gibi…

Pişman değiller. Güneştir, bulut kalkar aradan, yine görünür yüzün… Ümit… Toprağa düşüyorum aşkınla. Bir kefen bürüyor bedenimi, bembeyaz…. Sen gibi yar, sen gibi…

Bu ne bir çağrıdır, ne bir vedadır. Sazlıkta kurumuş, ney olmuş gibi, içimden yükselen yanık sedadır. Her rüzgarda bin ah çıkar benden… Sen gibi yar, sen gibi…

Reklamlar

One comment

  1. It is soooo beautiful!! Thank you



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: