h1

Yokluğa İlk Adım

Temmuz 8, 2008

Yazar: Ömer Faruk ÇEVİK

İşte ölüm çaldı yine kapımı. Bir uçurumdan aşağı atlamanın içimde yarattığı boşluğu hissediyorum; Gölge’yi buluyorum.

Ey Gölge!

Sevinmelisin. Gece yarıları uykularını bölen kabusların ana karakteri yok artık. Telefonun her çalışına lanet okuma. Dur, bekle biraz.

Bir yabancı dilin içimizde uyandırdığı uzaklık duygusunun eşiğinde yazıyorum sana…

Ey Gölge!

Sevinmelisin, sana yazdığım şiirlerin ellerine hiç ulaşmayacak olmasına. Ellerin niye kahreder beni bilmiyorum. Ama sevin! Sevinmelisin yokluğuma…

Artık aşk yok, şiir yok, şair yok… Mutluluk bir gündoğumunun ardından gelen karanlığı müjdeler. Sevin ama unutma; sana şiir yazan hiç kimse yok… Nereden mi biliyorum?

Eminim! İman ettim yokluğuma…

Ey sevgili!

Asırlar ötesinin hüznünü taşıdın yüreğime. Sevincini, kederini, aşkını… On dört asır öncesinden uzattın elini.

Gökten bir el, yaşlı gözleri sildi Üstâd; şâd olsun ruhun. Evimizde barkımızda şenlik vakti şimdi…

Vakit sevinç vakti! Nebevî dualar akıyor dudaklarımızdan; dudaklarımız hiç olmadığı kadar canlı…

Ama içimizde bir ses, hayatın anlamını sorguluyor. Beynimizi kemiren sineği çıkarmak için, vurup duruyoruz başlarımızı duvarlara. Nemrut misali ölüme koşuyoruz…

Ve Ey Aşk!

Sana son seslenişim değil ki bu… Ama veda bekliyorsun, biliyorum. Senden sonra gelecek satırlar zorluyor beni. Kısa keseceğim şimdilik. Zaten hep senden bahsetmedi mi insanlık?

Ve Ey Kâri!

Hangi iklime gideceğimi bilmiyorsun. Her şeyin tahmini…

Benim, bu yazının derebeyi! Sen ise… Ne acı… Evlenecek kızların korkusuyla kucaklıyorsun kelimeleri…

Ve Ey Rab!

İşte! Kelimelerim ayaklarının ucunda; ben, Azrail’in elinin hafifliğine duacı, affına muhtaç. Şefkatin çok uzak değil, biliyorum…

Sen ise çok yakın. Şahdamarımdan akan kan, ölüme kadar deveranda. Sen, bana hayat veren, “kanım pıhtılaşana kadar akacak damarlarımdan” mı demeliydim yoksa!?

Ey Rab!

Ruhundan üfledin bana, rüzgârımı sen verdin. Beni ben ettin; beni benden ettin!

Ve Ben, beni Sana getirdim. Bir sarhoşun kusmuğuydu günahlarım. İğrençti, korkunçtu, tiksindiriciydi…

“Aşkın bânisi” dedi sana insanoğlu. Var edici ve yok ediciydin. Var ettin beni. Ve ben, avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum şimdi:

Ey rab!

Yok et beni!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: